Tatlı Yiyelim Tatlı Konuşalım Dedim
Eskiden yemek yapmak için mutfağa gitmek bana çok sıkıcı gelirdi. Şimdi ise sıkılınca mutfağa gider oldum. Çok sıkılınca da tatlı krizim tutuyor. Kalori bombası tatlılar yapmamaya çalışırım normalde ama sıkıntı tavan yapmış bünyede besbelli. Başladım revani yapmaya.
Oğul mutfağa girip kahvaltıda da simit-açma tarzı beslenmiş olmaktan muzdarip: Bu günü Karbonhidrat Günü mü ilan ettin diye, iğneleyici şakalar yapsa da konsantrasyonumu hiç bozmadan kendisine yıkadığım limonu verdim. Niye mi, kabuğunu incecik rendelesin diye. Ava geleni avlarız biz böyle... Akşama da makarna var deyip biraz da korkuttum keratayı.
Önce şerbeti yapmak akıllıca. Bunun için:
1. 750 ml su
2.750 gram şeker gerekiyor. (sanırım büyükçe üç su bardağına takabül ediyor bu miktar)
Bunları bir tencerede kaynatıp şerbet kıvamlanınca bir çorba kaşığı kadar limon suyu ekleyelim.
Hamuru İçin:
1. 4 adet yumurta
2. Kek hamuru kıvamını alacak kadar un(3 su bardağı kadar)
3. Bir su bardağı irmik
4. Bir su bardağı sıvı yağ
5. Bir su bardağı yoğurt
6. Bir limonun ince rendelenmiş kabuğu(girizgahta kendisinden bahsedilen limon)
7. Birer paket vanilya ve kabartma tozu
Kekte başarılı olanlar revanide başarısız olamazlar. Çünkü revani kekin şerbetlisi aslında. Bence.
Benim püf noktam şekerle yumurtayı çok iyi çırpmaktır. Yumurtayı dolaptan birkaç saat önceden çıkarırsanız iyi olur. Ayrıca dışarıda muhkem bir mevzide bulundurun. Özellikle evde küçük çocuk veya kedi varsa. Bir keresinde tezgah üzerinde yumurtalarla top oynayan kedimizi son anda yakalamıştım. Normalde oyuncu değildir ama o bile yoldan çıktıysa, düşünün!
Kek kısmını 170 derecede nar(ateş rengidir) gibi kızarana dek pişirin. Açıp kapatmayın sönmesin. Dışarıdan bakın. Yarım saati bulmaz pişer. Ilışmış şerbeti, revani ılıştıktan sonra üzerine dökün. Dilimleyip ister ılık ılık, ben böyle severim, isterseniz dolapta bekleterek servis yapın. Bu versiyorunu limonlu dondurmayla iyi gidiyor. Fiks tarife ise üzerine hindistan cevizi serpmektir. Ama evde yoktu, aramadık kendisini, öylece yedik.
Bu arada acaba adına niye revani demişler diye beni bir etimolojik merak almaz mı? Revan, giden, yürüyen demek (TDK), Farsça'dan dilimize geçmiş. Revani de şairin mahlası zağar. Şair kim? Bu durumda ben. Valla revani çok lezzetli ve hafif oldu, boğazımızdan yürüyüp gitti.
Şimdi ben de yola revan olayım. Çıkıp yürüyeyim yani. Çağdaş argoyla, ikileyeyim veya topuklayayım da denebilir.
Deneyin, pişman olmazsınız. Şişman olabilirsiniz. Ona karışmıyoruz. Tarifi bizden kalorileri yakması sizden. Afiyet bal şeker olsun. Nitekim öyle...
Bambolika in the Kitchen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder