28 Ağustos 2014 Perşembe

Hamsi Kuşu à la Bambolika









Belki çoğunuz bu fıkrayı biliyordur. Temel, Dursun'a bir bilmece sorar:
-Ula Tursun, 'Dalda durur/Saridur/Cik cik oter', habu nedur?
Dursun bilmecenin kolaylığıyle gevrek gevrek cevap verir:
-Kanaryadur.
Temel de zor bir bilmece sorduğunun bilinciyle,
-Değildur.
-E peki nedur? diye üsteleyen Dursun'a:
-Hamsidur da.
-Eh dalda nasil duruyi?
-Koyduk oni oraya.
-Nasil saridur hamsi?
-Boyaduk oni.
-Cik cik nasil oteyur?
-O da işin bilmecesidur ola, diye yanıtlar Temel. Yani hamsi bizim oralının gözünde bir kanarya bile olabilir. Hamsi kuşu bu eğilimin bir tezahürü müdür, bilinmez? Bildiğim; Karadeniz mutfağının maharet gerektiren, zaman alan ürünlerinden biri olduğu yönündedir ve ben dün bu sınavı başarıyla verdim. Hiç hamsi kuşu hazırlayan birini görmedim. Çocukken yemiştim. Kızartıldığını, ağızda maydanoz ve soğan tadı bıraktığını anımsıyorum o kadar.
Çalışmalarıma google arama motoru eşliğinde başladım. Bir sürü tarif okudum. Hem de hiçbirinde dondurulmuş hamsiden hazırlanmışı yoktu. Hamsi kuşunun sebzelerle veya fıstıklı üzümlü iç pilavla neden hazırlandığını düşündüm? Geçmişte hamsi kuşunun daha çok salamura hamsiden yapıldığı izlenimi edindim. Mantıklı, çünkü hamsinin bol ve taze olduğu zamanlarda tavası en güzelidir bence. Mevsimi geçip, miktarı azalıp eskiden salamuraya mahkum kalındığı zamanları düşünün. Hem salamuranın tuzunu nötralize etmek hem miktar olarak artırmak için iyi bir yöntem. Ayrıca leziz bir yöntem.



Benim tarifim için gerekli malzemeleri vereyim:
1.  1 kilo dondurulmuş hamsi
2.  İç için çok ince kıyılmış ve sıkılmış domates
3.  Çok ince kıyılmış taze veya kuru soğan(ben bir baş kuru soğan doğradım ve tuzla öldürüp suyunu attım)
4. Taze nane, üç beş sap veya kuru nane bir tatlı kaşığı
5.  Bir büyük sivri biber yine ince doğranmış.
6.  Bir tutam maydanoz
7.  Tuz, kara biber, kırmızı biber, pul biber gibi köfte baharatlarının hepsi yakışır sanırım. Biberiye bile ekledim ben.
8.  Bir su bardağı mısır unu
9.  Bir su bardağı çiçek yağı
10. İki yumurta; en sonda kuşları yapıştırmak ve kızartmak için


Üç beş saat önceden dondurulmuş hamsileri çözülebilsinler diye derin dondurucudan çıkarın. İç malzemesini hazırlayın. Hazırladığınız içi iyice sıkıp fazla suyunu atın. Kızarırken başınza iş açar yoksa. Zaten iki üç hamsiyi bir arada tutturmaya çalışmak eziyet, bir de için suyuyla uğraşmayalım. Belki de pirinçli içte bu sorun olmuyordur ama ben daha önce hamsili pilavı iç pilav gibi hazırlamıştım, evdekiler ne pirincin ne de fıstık ve üzümün hamsiye yakışmadığı konusunda çok karalı beyanatlar verdiler. O yüzden bu kombinasyonu istemedim. Zaten çocukken şimdi adını anımsamadığım komşu kadında yediğim gibi olmasını istedim. Kızartılmış olması da bundan. Yoksa fırın versiyonu da olur.



Geldik en cavcavlı bölüme: Donmuş hamsiler pelteleşmeden ama epey yumuşamışken işleme başladım. Zaman zaman zar gibi buzları temizleyerek hem de. İyi ki Facebook'ta yazdım ve arkadaşlar beni uyardı. Sona doğru bir avuç hamsi böyle iyice yumuşadı. Ama bizde çareler tükenmez. Onları da içsiz olarak una buladım. Kalan yumurtaya sonra... Kızgın yağa attım. Yağda kızarmış hamsi her şekilde yenir bizim evde nasılsa... Bir kilo donmuş hamsi sanırım beş altı kişiyi doyurur. Çünkü net bir kilo, ayıklanmış. Unutmayın bunu. Bizim hamsi kuşu çok geldi, anlayın. Soğuyunca da bir şeye benzemez ki...
                     

Neyse uzatmayayım; eldivenlerimi baştan beri giydim. Siz de giyin. Odaların kapılarını kapatın. Mutfağınkini de keza. Aspiratör full mesai yapsın. Hatta daha kuşları hazırlarken bile. Hamsi kokusu başka balığa benzemez. Uyarmadı demeyin! Ancak dondurulmuş hali yine de en temizi, en az koku yapanı. Haberiniz ola!



Hamsiler çok iri olunca iki hamsiden olur ama orta boy hamsiden bile üç tanesi ile yapabildim ben. Hamsilerin iki tanesini sırtları elinize gelecek şekilde avucunuza koyun, üstüne bir çay kaşığı kadar iç, üzerine bir hamsi daha kapatın ve elinizi sıkın. Suyu varsa bu aşamada lavaboya akıtın. Sonra geniş bir kaba yaydığınız mısır ununa bulayın. Bu işlemi hamsiler elverene kadar yapın. En sonda dedik ya, yeterince hızlı olmazsanız-ki ilk seferinde kimse o kadar hızlı saramaz- pelteleşiyor hamsiler.  Bolca çiçek yağını kızdırıp çırpılmış yumurtada çevirdiğimiz kuşları yağa atıyoruz. Çevreyi de kızartmaya geçmeden önce güzelce gazetelerle döşüyoruz. Çok sıçrıyor bu kuşlar.
                                               

Yanına yeşil salata ve rakı ile servis yapıyoruz. Bizim evde de ülkemiz gibi görünmeyen bir alkol yasağı var. İşi öğrendim. Rakı vaadine hamsi kuşu hazırlanır. Gerçi rakı içemiyordum ben değil mi? Hım, beyaz şarap da olur. Niye olmasın?


Bambolika's Masterworks in the Kitchen


















11 Ağustos 2014 Pazartesi

Revani

Tatlı Yiyelim Tatlı Konuşalım Dedim




Eskiden yemek yapmak için mutfağa gitmek bana çok sıkıcı gelirdi. Şimdi ise sıkılınca mutfağa gider oldum. Çok sıkılınca da tatlı krizim tutuyor. Kalori bombası tatlılar yapmamaya çalışırım normalde ama sıkıntı tavan yapmış bünyede besbelli. Başladım revani yapmaya.
Oğul mutfağa girip kahvaltıda da simit-açma tarzı beslenmiş olmaktan muzdarip: Bu günü Karbonhidrat Günü mü ilan ettin diye, iğneleyici şakalar yapsa da konsantrasyonumu hiç bozmadan kendisine yıkadığım limonu verdim. Niye mi, kabuğunu incecik rendelesin diye. Ava geleni avlarız biz böyle... Akşama da makarna var deyip biraz da korkuttum keratayı.

Önce şerbeti yapmak akıllıca. Bunun için:
1. 750 ml su
2.750 gram şeker gerekiyor. (sanırım büyükçe üç su bardağına takabül ediyor bu miktar)
Bunları bir tencerede kaynatıp şerbet kıvamlanınca bir çorba kaşığı kadar limon suyu ekleyelim.

Hamuru İçin:
1. 4 adet yumurta
2. Kek hamuru kıvamını alacak kadar un(3 su bardağı kadar)
3. Bir su bardağı irmik
4. Bir su bardağı sıvı yağ
5. Bir su bardağı yoğurt
6. Bir limonun ince rendelenmiş kabuğu(girizgahta kendisinden bahsedilen limon)
7. Birer paket vanilya ve kabartma tozu



Kekte başarılı olanlar revanide başarısız olamazlar. Çünkü revani kekin şerbetlisi aslında. Bence.
Benim püf noktam şekerle yumurtayı çok iyi çırpmaktır. Yumurtayı dolaptan birkaç saat önceden çıkarırsanız iyi olur. Ayrıca dışarıda muhkem bir mevzide bulundurun. Özellikle evde küçük çocuk veya kedi varsa. Bir keresinde tezgah üzerinde yumurtalarla top oynayan kedimizi son anda yakalamıştım. Normalde oyuncu değildir ama o bile yoldan çıktıysa, düşünün!

Kek kısmını 170 derecede nar(ateş rengidir) gibi kızarana dek pişirin. Açıp kapatmayın sönmesin. Dışarıdan bakın. Yarım saati bulmaz pişer. Ilışmış şerbeti, revani ılıştıktan sonra üzerine dökün. Dilimleyip ister ılık ılık, ben böyle severim, isterseniz dolapta bekleterek servis yapın. Bu versiyorunu limonlu dondurmayla iyi gidiyor. Fiks tarife ise üzerine hindistan cevizi serpmektir. Ama evde yoktu, aramadık kendisini, öylece yedik.

Bu arada acaba adına niye revani demişler diye beni bir etimolojik merak almaz mı? Revan, giden, yürüyen demek (TDK), Farsça'dan dilimize geçmiş. Revani de şairin mahlası zağar. Şair kim? Bu durumda ben. Valla revani çok lezzetli ve hafif oldu, boğazımızdan yürüyüp gitti.
Şimdi ben de yola revan olayım. Çıkıp yürüyeyim yani. Çağdaş argoyla, ikileyeyim veya topuklayayım da denebilir.


Deneyin, pişman olmazsınız. Şişman olabilirsiniz. Ona karışmıyoruz. Tarifi bizden kalorileri yakması sizden. Afiyet bal şeker olsun. Nitekim öyle...


Bambolika in the Kitchen